Ana sayfa Bilim Astronomi “Uzaylı mega yapı yıldızı” için yeni ve heyecan verici bir teori daha...

“Uzaylı mega yapı yıldızı” için yeni ve heyecan verici bir teori daha sunuldu

[YouTube]
Okuma süresi: 4 dakika

Yıllardır gözlemleniyor olmasına rağmen halen parlaklığındaki değişimin sırrı çözülemeyen KIC 8462852 için astronomlar yeni ve heyecan verici bir teori öne sürdü.

Kepler uzay teleskobunun görev süresince taradığı 1 milyon yıldız arasında muhtemelen en etkileyici olan KIC 8462852. Nam-ı diğer Boyajian’ın yıldızı (veya Tabby’nin yıldızı) olarak da bilinen gök cismi, parlaklığında sebebi bilinmeyen düzensiz değişimler gösteriyor. KIC 8462852’de yaşanan tuhaflığı açıklamak için bugüne dek uzaylı bir mega yapının varlığından (muhtemelen bir Dyson küresi) kuyrukluyıldız yağmuruna kadar birçok teori öne sürüldü. Akla yeni bir teori gelmez diye tahmin ederken, hayal gücü sınırsız astrofizikçiler heyecan verici bir düşünce daha sundu.

Yeni teori, bir dış uydunun parçalanıyor olabileceğini öne sürüyor. Uydudan kopan parçalar, yıldızın yörüngesindeki hareketleriyle parlaklığında değişime neden oluyor.

Tabby’nin yıldızı aslına bakarsanız ilk kez 130 yıl önce keşfedilmişti. Parlaklığındaki anormallik ise ilk kez 2015’te Louisiana State Üniversirtesi’nden (LSU) astrofizikçi Tabetha Boyaian tarafından fark edildi.

Dünya’dan 1,500 ışık yılı mesafede yer alan yıldız, parlaklığında düzensiz aralıklarla yaşanan değişimler sergiliyor. Parlaklığındaki azalma oranı %22’ye kadar çıkan yıldızdaki bu değişim, birkaç gün, hatta hafta sürebiliyor. LSU astronomu Bradley Schaefer’in arşiv bilgilerine dayanarak verdiği bilgi, yıldızın parlaklığının zamanla azaldığına işaret ediyor. Veriler, Tabby’nin yıldızının parlaklığında 1890 ile 1989 arasında %14 azalma olduğunu gösteriyor.

Astronomlar ilk kez karşılaşılan bu durumu açıklayabilmek için dev toz bulutlarından kuyrukluyıldız akınına ve yok olan bir gezegene kadar birçok teori öne sürdü. Penn State Üniversitesi’nden gökbilimci Jason Wright ise “uzaylı mega yapı” olasılığını ortaya atan ilk isim olmuştu.

Kaotik bir sistem için sürülen kaotik bir teori

Columbia Üniversitesi’nden astronomlar oldukça ilginç yeni bir düşünce ile çıkageldi. Monthly Notices of the Royal Astronomical Society dergisinde yayımlanan araştırmada imzaları bulunan astronomlar Brian Metzger, Miguel Martinez ve Nicolas Stone, öksüz kalan bir uydunun acıklı hikayesini sundu.

Düşüncelerine göre, gezegeni tarafından yörünge dışına itilerek terk edilen bir dış uydu, yıldıza yaklaştıkça maruz kaldığı anormal radyasyon nedeniyle parçalanmaya başladı. Eriyerek parçalara ayrılmakta olan uydunun parçaları Tabby’nin yıldızının etrafında toz halkası oluşturuyor. Sonuç olarak, Dünya’dan yapılan gözlemlerde yıldızın parlaklığında azalma gözlemleniyor.

Araştırmada yer almayan Boyajian, Gizmodo’ya yaptığı açıklamada “araştırmanın son derece kaotik bir sistemde var olabilecek tüm dinamikleri göz önüne alan kapsamlı bir çalışma olduğunu” söyledi. Boyajian, elde edilen sonuçların da öne sürülen teoriyi desteklediğini ifade etti.

Vanderbilt Üniversitesi’nden astronom Keivan Stassun da en son araştırmayı beğendiğini dile getirerek, “biraz spekülatif olsa da yıldızın parlaklığındaki değişimi açıklamaya çalışan düşüncenin anlaşılır ve ilginç olduğunu” söyledi. Stassun, şu ifadeyi kullandı:

“Nihayetinde kozmosta her şey ölüyor. Kepler teleskobu da yaptığı gözlemlerde gezegenlerin, uyduların, kuyrukluyıldızların ve diğer gök cisimlerinin yıldızlarının ellerinde çok çeşitli ölümler yaşayabileceğini gösterdi… Bu araştırmada astronomların yıldız sistemlerinin sonunu anlatan Grimm Kardeşler öykü serisine bir bölüm ekliyor.”

Yeni ve heyecan vericinin öykülerin yeni bölümü şu şekilde: Tabby’nin yıldızının yörüngesindeki bir gezegen ve uydusu, çekim kuvveti çok daha güçlü olan bir diğer gezegenin etkisiyle yörüngelerinden çıkar. Devasa (ve acımasız) gezegenin çekim kuvveti ile neden olduğu sarsıntılar, küçük gezegen ve uydusunu yıldız ile çarpışacakları bir rotaya iter. Sarsılmalar o denli kuvvetlidir ki, kabus yaşayan gezegen ve uydusu “gel-git ayrılması” yaşar, nihayetinde uydu gezegeninden tamamen kopar.

Columbia Üniversitesi araştırmalacıları tarafından yapılan simülasyonlar, savundukları senaryolarda yaşanması beklenen olasılığın gezegen ve uydusu için de yaşanıyor olduğunu gösterdi: Uydu her ne kadar yörüngesinden çıkmış olsa da, gezegeni ile dayanışma halinde yıldızla çarpışmaya doğru ilerliyordu.

Öte yandan, modellemeler bu senaryoda yer alan dış uyduların %10’unun gezegenlerinden daha uzun yaşadığına işaret etti. Ancak, yıldızlarına çok yakın konuma gelmeleri, anormal miktarda radyasyona maruz kalmaları anlamına geliyor. Her iki durumda da, Tabby’nin yıldızından saçılan radyasyona maruz kaldığı düşünülen uydu parçalanmaya başladı. Birkaç milyon yıl sürmesi beklenen parçalanma sürecinde de yıldızın etrafında toz-kozmik enkaz halkası oluşturmaya başladı.

Tabby’nin yıldızını görebilseydik nasıl bir tablo karşımıza çıkardı?

Küçük ve büyük parçaların dengesi

Araştırmda yer alan Brian Metzger, Gizmodo’ya yaptığı açıklamada “tıpkı Güneş Sistemi’nde eriyen kuyrukluyıldızlar gibi dış uydunun da küçük ve büyük parçalar halinde dağıldığını” belirtti.

Metzger, “bir mikrondan daha küçük parçaların mat olduğunu ancak hafifliklerinden dolayı yıldızda gelen radyoaktif basıncı güçlü bir şekilde hissettiklerini” belirtti. Bu parçacıklar yıldızın etrafında geçici bir “bulut” oluşturarak yıldızın parlaklığını düzensiz aralıklarla azaltıyor olabilir. Metzger, zamanla radyasyon basıncı ile itilerek yıldız sisteminden atılacak toz bulutlarının yıldızın parlaklığını belli bir süre azaltacağını savunuyor.

Büyük parçalar ise radyasyon basıncından fazla etkilenmeyerek yıldızın yörüngesinde yer ediniyor ve parlaklığını uzun süreli azaltıyor. Metzger, yüzlerce, hatta binlerce yıl içinde yıldıza yakınlaşarak birikecek olan büyük parçacıkların zamanla Satürn halkaları gibi delikli bir ağ oluşturacağını ve yıldızın parlaklığını bloke edeceklerini ifade etti.

Gökbilimcilerin asıl aklını karıştıran mevcut ve geçmişteki parlaklık değişimleri ise dış uydunun şu an geçtiği süreci yansıtıyor (teoriye göre). Kopan parçalar kuyrukluyıldız enkazı gibi son derece uçucu materyalleri yıldızın yörüngesine saçıyor.

Tabby’nin yıldızı hakkındaki ilk arşiv çalışmalarını yapan Bradley Schaefer, Columbia Üniversitesi araştırmacıları tarafından sunulan teorinin “ilk akla yatan model” olduğunu belirtti. Schaefer, geçmişte sunulan kuyrukluyıldız modelinin biraz açıklayıcı olduğunu ancak uzun süreli parlaklık azalmasını açıklayamadığını söyledi. Yeni araştırma ise “detaylı ve gerçekli hesaplamalar ile akla yatan bir mekanizmayı ortaya koyuyor” ifadesini kullandı.

Tamamen yanlış da olabilir

KIC 8462852 için öne sürülen “doğal mekanizma” senaryosu bilgisayar simülasyonları ve matetiksel modeller ile desteklenmiş olsa da, geçerliliği bulunmayan bir durumu da temsil ediyor olabilir. Teorinin özellikle öne sürdüğü toz diski ve bulutlarına ait görsel veya spektrografik gözlemler ile desteklenmesi gerekiyor. Ek olarak, Tabby’nin yıldızı veya farklı yıldızlar üzerinde yapılan gözlemler ile daha fazla deneysel yöntem gerekiyor.

Şöyle ki, dış uyduların varlığını henüz kesin olarak doğrulamış değiliz. Öte yandan dış galaksilerin de dış uydular ile dolu olduğuna eminiz. Nihayetinde, milyonda 1 olasılığı temsil eden Tabby’nin yıldızını daha çok araştırmamız gerekecek. Bizlere halen birçok astronomik gizem sunacağı neredeyse kesin.

İlginizi çekebilir: