Ana sayfa Bilim Astronomi “Dokuzuncu Gezegen ilkel bir kara delik olabilir”

“Dokuzuncu Gezegen ilkel bir kara delik olabilir”

[Yuri B/Pixabay]
Okuma süresi: 3 dakika

Gökbilimciler, Güneş Sistemi’nin en uzak ve karanlık köşelerinde gezindiği tahmin edilen Dokuzuncu Gezegen’in aslında ilkel bir kara delik olabileceğini öne sürdü.

Güneş Sistemi’nin göremediğimiz uç noktalarından bir yerde, bilinmeyen bir nesne Güneş’in etrafında dönüp duran buzul gök cisimlerinin yörünlerini bozuyor.

Kuiper Kuşağı’ndaki buzul cisimlerin yörüngelerindeki tuhaflığın, en büyük kozmik gizemlerden birini temsil eden Dokuzuncu Gezegen’den kaynaklandığı düşünülüyor.

Yeni bir araştırma, Planet X olarak da adlandırılan gizemli gezegenin aslında “ilkel” bir karadelik olabileceğini öne sürdü. Büyük Patlama’nın ardından oluştuğu savunulan bu kara deliklerin varlığı henüz kanıtlanmış değil. Yine de, geçmişte sunulan hipotezler Evren’in ilkel kara delikler ile dolu olabileceğini belirtiyor. Kısaca, gözlemleyemediğimiz kozmosun %80’inden fazlasını kapladığı kabul edilen kara madde, sayısız ilkel kara delik de içeriyor olabilir.

arXiv üzerinde Salı günü yayınlanan yeni bir araştırma, Dokuzuncu Gezegen’in ilkel bir kara delik olabileceğini ve keşfedilmesi için yeni yöntemler gerektiğini savundu. Gizmodo’ya açıklamada bulunan gökbilimci James Unwin, “Dokuzuncu Gezegen’i bulabilmek için görünür ışık ile gözlem yapmak yerine gama veya kozmik ışınların kullanılması gerektiğini” belirtti.

Dokuzuncu Gezegen’in varlığına işaret eden gök cisimleri, gizemli gezegen doğru ve Güneş Sistemi’nin düzlemine dik yörüngelere sahip olmalı. Bugüne dek bu özelliği gösteren altı gök cismi tespit edildi. Beş tanesinin yörüngesi mavi ile gösteriliyor. [ Caltech/R. Hurt (IPAC) [Diagram was created using WorldWide Telescope.]

Güneş Sistemi’nin kayıp devi

NASA’nın varlığından emin olduğu Dokuzuncu Gezegen, Kuiper Kuşağı’ndaki sayısız buzul gök cisminin yörüngelerinden çıkararak son derece tuhaf rotalara girmelerinin sebebi olarak görülüyor. 2016’da gerçekleştirilen bilgisayar simülasyonları ve matematik modelleri Güneş Sistemi’nin uçlarında dev bir cisim olduğuna işaret etmişti.

Araştırmada, gezegen bilimciler Konstantin Batygin ve Michael Brown’ın yaptığı hesaplamalar Dokuzuncu Gezegen’in Dünya’nın 10 katı kütleye sahip olduğunu göstermişti. Gizemli gök cisminin yörüngesi, Güneş-Neptün mesafesinin 20 katı uzaklıkta yer alıyor. Bu da Planet X’in Güneş’ten 30 milyar kilometere mesafede olduğu anlamına geliyor. Plüton’un Güneş etrafındaki bir turunu tamamlaması 248 yıl alırken, Planet X’in bu süreyi 10,000 hatta 20,000 yılda tamamlayabileceği öngörülüyor.

Batygin ve Brown’a göre Dokuzuncu Gezegen Güneş Sistemi’nin buzul ve gaz devleri gibi oluştu. Tıpkı Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gibi ilk olarak demir bir çekirdekten ibaretti, ardından çekirdeğin etrafında gaz yoğunlaşarak gezegeni meydana getirdi.

Gezegenin çok ötelere gitmesinin sebebi de antik zamanlarda yaşanan çekim kuvveti etkileşimi olarak görülüyor. Jüpiter veya Satürn’e fazlasıyla yaklaşan Planet X, yörüngesinden saparak Güneş Sistemi’nin dışına doğru savruldu. Bugün, çok uzaklarda tuhaf bir yörüngede seyrediyor ve Kuiper Kuşağı’nı birbirine katıyor.

Brown, 2016’da yaptığı açıklamada “gerçek dokuzuncu gezegeni bulmaya yakın olduklarını ve bunun çok heyecan verici olduğunu” ifade etmişti. Batygin ise yaptıkları hesaplamalar sonucunda “150 yılın ardından Güneş Sistemi’nde keşfedilmemiş bir gezegen bulunduğuna dair çok önemli verilere ulaştıklarını” söylemişti.

Peki Dokuzuncu Gezegen bir gezegen değil ama kara delik olabilir mi?

“Beş Dünya büyüklüğünde hamburger”

En son araştırmada, gökbilimciler Kuiper Kuşağı’nda yörüngeleri Planet X’in çekim kuvvetiyle değiştiği düşünülen altı gök cisminin yörüngelerini inceledi. Aynı zamanda yakın geçmişteki gözlemler incelenerek Güneş Sistemi’nde ilerleyen ışınların bükülmesine neden olan gizemli durumun Planet X kaynaklı olup olamayacağı araştırıldı.

Gökbilimciler, her iki açıklanamayan durumun bilinmeyen bir nesnenin müdahalesinden kaynaklandığını ve bu nesnenin ilkel bir kara delik olduğunu savundu. Söz konusu kara deliğin boyutunun sadece bir bowling boyutu kadar, kütlesinin ise 10 Dünya’ya eşit olduğu düşünülüyor. Diğer opsiyon, çok sayıda küçük ilkel kara deliğin bir araya gelerek söz konusu kütleyi oluşturduğu.

Öte yandan, Planet X Güneş Sistemi’nin dışında başı boş dolanan gezegenlerden biri olabilir. Bir yıldızın yörüngesinde bulunmayan ve kendi başına sürüklenene gezegenlerin varlığı geçmişte doğrulanmıştı. Planet X başıboş bir dev ise Güneş Sistemi’den hareket eden ışınların tuhaf bükülmesinin sebebi olabilir.

Free-Floating Planets May be More Common Than Stars
Başıboş dolaşan bir gezegene ait çizim. [NASA/JPL]

Gizmodo’ya açıklama yapan Batygin, Dokuzuncu Gezegen’in doğru kütleye sahip düşük görünürlüklü bir gezegen olabileceğini belirtti (gezegenin görülememesinin temel sebebi muhtemelen ışın yansıtmayacak kadar karanlık olması).

Batygin, “Dokuzuncu Gezegen beş Dünya kütlesinde bir hamburger olabilir… Ancak cüzdanınız büyüklüğünde bir kara delik bulmak kolay değil” ifadesini kullandı.

En son araştırmayı yapan gökbilimciler, gizemli gök cisminin doğrudan gözlem sonucu sırrını açığa vuracağını düşünüyor. Bunun için de hareket eden X-ray ve gama-ray kaynakları ile diğer radyasyon kaynaklarının incelenmesi gerektiğini savunuyorlar. Böylece, bir kara deliğin sınırları ortaya çıkarılabilir.

Eğer öne sürülen hipotezi destekleyecek bulgulara ulaşılırsa, astronomi dünyası en büyük sürprizlerinden birini yaşayabilir. Yine de, James Webb Uzay Teleskobu gibi gelişmiş donanımlar ile doğrudan gözlemi yapılmadan kesin bir sonuca ulaşmak çok zor olacak.

İlginizi çekebilir: