Ana sayfa Bilim Beyin&Zihin His ve aklın gücü: Duygusal Zeka nedir?

His ve aklın gücü: Duygusal Zeka nedir?

[Grae Dickason/Pixabay]
Okuma süresi: 4 dakika

İnsan yaşamı duygular olmadığında bir hiçtir. Bana göre duygu, bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler ve hareket eğilimidir. “Hissetme aklı” olarak bilinen duygusal zeka, insanın tüm dünyasını kapsar.

Peki hepimizin günlük yaşantımızda az da olsa duyup aşina olduğu fakat  birçoğumuzun önemine yeterince odaklanmadığı duygusal zeka (EQ) aslında nedir?

Zeka kavramı insanoğlu var olduğundan beri hep merak edilen konu olmuştur. Biz kısaca duygusal zekayı duyguların akıllıca kullanımı olarak tanımlayabiliriz. Duygusal Zeka terimi ilk kez Peter Salovey ve John Mayer tarafından 1990 yılında hayatımıza  girmiştir. Daha sonra Daniel Goleman’ın “Duygusal Zeka: Neden IQ‘dan Daha Önemli” adlı kitabıyla  duygusal zeka kavramına yeni bir boyut getirmiş ve kitabında duygusal zeka, kendi duygularımızı anlama ve tanıma, kendi kendimizi motive etme, başkalarıyla ilişkilerimizde duygularımızı yönetme yeteneği olarak tanımlanmıştır.

Duygusal zeka ile ilgili yetenekler bilişsel yeteneklerin karşıtı değil onların tamamlayıcısı niteliğindedir. Hem bilişsel hem de duygusal zeka yönünden büyük bir lider ve dahi olan Mustafa Kemal Atatürk, zeki özellikler taşımanın yanında azimli olma, mücadele yeteneği, özdenetim, bağımsız hareket etme ve kendi kendini motive edebilme yeteneğine sahip olarak bize önemli bir örnek oluşturmaktadır.

Duygusal Zihnin Özellikleri

Duygusal zihin akılcı zihinden çok daha hızlıdır ve duygusal zihinden kaynaklanan hareketler kuvvetli bir kesinlik hissi taşırlar. Buna akılcı zihin bir anlam veremez ve kendimizi ben bunu neden yaptım diye düşünürken bulabiliriz. Duygusal zihnin en büyük avantajı ise duygusal bir gerçekliği (bana kızgın, bana yalan söylüyor gibi) bir anda okuyarak kime dikkat edeceğimizi, kime güveneceğimizi bildiren anlık sezgilerin olmasıdır. Duygusal zihnin mantığı aslında çağrışımsal olmasıdır. Bir anısını çağrıştıran ögeleri o gerçekliğin aynısı olarak kabul eder. Bu nedenle sinema, şiir, tiyatro, opera sanatları gibi doğrudan duygusal zihne hitap eder.

Kalbin yani duygusal zihnin mantığını Freud birincil süreç kavramında çok iyi tarif etmiştir. Birincil süreç düşüncesinde gevşek düşünceler bir anlatının akışını belirler. Bir nesne diğerini simgeler, biri diğerinin yerini alıp onu temsil eder, bütünler parçalarda özetlenir. Aslında birincil süreçte ‘hayır’ diye bir şey yoktur ve her şey mümkündür. Duygusal zihinde hiçbir şeyin nesnel kimliğiyle tanımlanma zorunluluğu yoktur. Önemli olan nasıl algılandığı ve bize ne olduğundan ziyade ne hatırlattığı çok daha önemlidir.

Seymour Epstein’in de bahsettiği gibi, akılcı zihin nedenlerle sonuçlar arasında bağlantılar kurarken, duygusal zihin ayrım yapmadan sadece benzer özellikleri olan şeyleri birbirine bağlar. Duygusal zihin birçok açıdan çocuksudur ve bu özelliği duygu güçlendikçe artar. Akılcı zihnin inançları geçicidir çünkü nesnel delillere göre muhakeme yürütür. Duygusal zihin ise inançlarını mutlak doğru kabul eder ve bunlara ters düşen hiçbir delili hesaba katmaz. Bu yüzden duygusal problemi olan birini akıl yoluyla ikna etmek oldukça zordur.

Son 10 yılda yapılan araştırmalarda seçkin ve orta düzey performans arasındaki farklılığın %80 -90‘ı duygusal zeka ile ilintili olduğu sonucuna varılmıştır. Birçok psikologlar duygusal zekanın insanı başarılı kılan en önemli zeka tipi olduğu konusunda hemfikirdir. Daniel GOLEMAN duygusal zeka kitabın da şöyle der: CEO’arın zekalarına ve iş konusundaki uzmanlıklarına bakılarak işe alınmakta ve duygusal zeka yoksunluğu nedeniyle işten atılmaktadır.

Duygusal zeka beş temel alanı kapsar:

Öz bilinç,
Duyguların idaresi,
Empati,
Motivasyon ve
Sosyal  beceriler.

Hisleri tanıyıp onları tanımlamayan öz bilinç bir karara duyguların mı yoksa düşüncelerin mi hükmedeceğini bilmeyi farklı seçimlerin sonuçlarını ön görmeyi ve bütün bu iç görüleri uyuşturucu kullanmak, sigara içmek, seks yapmak gibi konularda karara varmayı içeriyor. Aynı zamanda kişinin güçlü ve zayıf yanlarını tanımasını yani kendisini olumlu ama gerçekçi bir şekilde  görmesini sağlıyor.

Üzerinde durulan bir başka nokta ise duyguların idaresidir. Hissedilenin ardında ne olduğunu fark etmek (öfke gösterdiğimiz şeyin aslında incinme hissinden kaynaklanması gibi), kaygılarla, stresle, üzüntü ve öfkeyle baş etme yollarını öğrenmek. Diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise kararların ve hareketlerin sorumluluğunu üstlenmek.

Anahtar niteliğinde olan empati başkalarının hislerini anlayabilmek, onların bakış açısından görebilmek ve insanların o konu hakkındaki düşüncelerine saygı göstermektir. İlişkilerde ise hem dinlemeyi hem de  sormayı bilmeyi birinin söylediği ve yaptığıyla, buna karşı kendi tepki ve yargılarını ayırt etmeyi içerir. Bir şeyi bir başkasının bakış açısıyla görebilmek, ön yargılı kalıpları kırarak hoşgörüyü ve farklılıkların kabulünü doğurur. Bunlar insanların karşılıklı saygı içerisinde yaşayabilmesi için oldukça ihtiyaç duyulan becerilerdir.

Motivasyonu kişinin bir amaç doğrultusunda duygularını yönlendirebilme, karşılaştığı engeller ve zorluklar karşısında yılmama yeteneği olarak tanımlayabiliriz.

Sosyal Beceriler kişinin diğer kişilerin duygularını yönetebilme ve diğer kişilerle sorunsuz geçinebilme yeteneği olarak tanımlanır. Başkalarıyla iyi iletişim içinde önemli ve bu yüzden de daha iyi öğrenme, arkadaşlık ve akademik başarıya açılan bir kapı gibi .

Bir çok insan IQ ile ölçülen zekanın insanı her alanda başarılı kıldığına yönelik olduğuna inanır. Yapılan araştırmalar  IQ’nun başarılı olmaya katkısının çok az olduğunu gösteriyor (Yaklaşık %10 civarında). Tuhaf değil mi ?

Peki IQ başarı için önemli bir faktörse neden bazı yüksek IQ’lu kişiler eğitim ya da sosyal hayatlarında başarısız olabiliyorlar?

Duygusal zeka düzeyimiz ne kadar yüksekse başarı ve mutluluğumuz da o kadar yakındır. Duygusal yönden yetkin kişiler, yani duygularını iyi bilen ve onları kontrol edebilen , başkalarının duygularını anlayan kişiler, hayatlarında hem mesleki hem özel anlamda avantajlı konuma geçerler. Bunu kısaca şöyle olası bir durumla açıklayalım :

IQ Yüksek EQ Yüksek.Sonuç: Üstün Başarı

IQ Yüksek EQ Düşük. Sonuç:Düşük Başarı

IQ Düşük EQ Yüksek. Sonuç: Orta Düzeyde Başarı

IQ Düşük EQ Düşük. Sonuç: Başarısızlık

Peki iş hayatında duygusal zeka neden önemli ?

Çünkü duygusal zekası yüksek bireyler güçlü ve zayıf yanlarının farkında olan, duygularını kontrol etmeyi bilen kişilerdir. Bunların yanında iş hayatında etkili iletişim, motivasyon, karar verme ve empati gibi pragmatik özellikleri de beraberinde getirmektedir. Yapılan araştırmalara göre duygusal zekayı etkili bir biçimde kullanan bireylerin, diğerlerine göre 43 kat daha başarılı olduğu görülmüştür. Günümüzde işe alım süreçlerinde teknik becerilerin yanı sıra duygusal yakınlık, empatik iletişim vb yatkınlıkları da işe alım sürecinde önemli rol oynamaktadır.

Duygusal Zeka Öğrenebilir ve Geliştirilebilir mi?

Bireylerin IQ ve EQ ilişkisini araştırmacılar otomobil ve şöfor olarak açıklarlar. IQ otomobilin motor gücü, EQ ise şöförün sürücülük kapasitesidir. Bu duruma göre hayatın her aşamasında gerek okul gerek sosyal hayatımızda IQ seviyesi yüksek olanlar değil, EQ seviyesi yüksek bireylerin başarılı olma olasılığı daha yüksektir. Yapılan araştırmalar bireylerin duygusal zeka seviyeleri çocukluk dönemlerinden itibaren iyi ve destekleyici sosyal çevre oluşturarak onlara sorumluluk vererek, spor ve sanatla uğraştırılarak ve kararlarında özgür bırakılarak geliştirilebilir.

Unutmayın: Zor duygular hayatla yaptığımız anlaşmanın birer parçası. Stres ve rahatsızlık yaşamadan anlamlı bir hayatımız olmamakta. Bir bakıma bu rahatsızlık anlamlı bir hayatı kabul etmenin bedeli. Yani bir rahatsızlık içerisindeyseniz anlamlı bir hayatınız var demektir.

Karışık ve zor olanlar dahil tüm duyguları radikal bir şekilde kabullenmek , dayanıklılığın, mutluluğun ve gerçek başarının temel taşıdır.

İyiliğin aramızda dolaştığını unutmayın. Nezaket ve güven duygusunun eksikliğini yaşadığımız bu dönemde durumu telafi edecek umudumuz hala var .

                                                                                                          İyilikle kalın…

Kaynakça : https://www.theguardian.com/teacher-network/2017/nov/03/emotional-intelligence-why-it-matters-and-how-to-teach-it

Duygusal Zeka Ve Problem Çözme- AE İşmen – 2001 – dspace.marmara.edu.

https://www.ted.com/talks?language=tr

Daniel GOLEMAN Duygusal Zeka niçin IQ dan önemlidir ?

http://acikerisim.deu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/5536/6.3%20cakar-arbak.pdf?sequence=1

İlginizi çekebilir: