Ana sayfa Bilim Arkeoloji Arkeologları şaşkına çeviren keşif: “Kafatasından miğfere” sahip çocuk kafatasları

Arkeologları şaşkına çeviren keşif: “Kafatasından miğfere” sahip çocuk kafatasları

[Sara Juengst]
Okuma süresi: 3 dakika

Arkeologlar Ekvador’da yapılan kazılarda bugüne dek benzerine rastlanmamış bir defin ritüeli izleri buldu. Kazılarda, çocuk kafatasları giydirilmiş çocuk kafaları ortaya çıkarıldı.

Arkeologlar, eşine ilk kez rastlanan kafatasından miğfere sahip kafataslarının sebebini henüz anlayabilmiş değil. LAtin American Antiquity dergisinde yayımlanan araştırma, Ekvador’un Salango bölgesinde yapılan ve M.Ö 100 yılında gerçekleştirilen defin ritüellerini konu alıyor.

Bilim insanları geçmişteki kazılarda kafatasları dahil birçok vücut parçasının defin ritüellerinde kullanıldığını keşfetmişti. Ancak ölen çocuklar için diğer çocukların kafataslarının miğfer gibi kullanıldığına ilk kez rastlanıyor.

Salango arkeolojik alanında 2014 ve 2016 yılları arasında yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan mezarlar 2,100 yıl öncesine kadar uzanıyor. Guangala halkına ait mezarlarda bugüne dek 11 iskelet bulunurken, iki tanesi sıradışı kafatası miğfer giyen iki çocuğa ait. Arkeologlar tarafından “ölüm başlığı” olarak adlandırılan kafatası miğferinin, defin esnasında ölen çocuğun başına geçirildiği düşünülüyor.

Araştırmada yer alan Kuzey Carolina Üniversitesi’nden antropolog Sara Juengst, keşfin kendilerini oldukça şaşırttığını ifade etti. Kazıların başını ise Ekvador’un Manabi Teknik Üniversitesi’nden Richard Lunniss çekti. Luniss, kazılar esnasında iki katmanlı kafatasını hemen fark ettiklerini ve zarar görmemesi için miğferli kafatasını gömülü olduğu toprakla beraber çıkardıklarını belirtti. Arkeologlar, mezarların bulundukları güne dek hiç kazılmadığını ve kafataslarının doğal süreçlerin sonucunda çözülme gösterdiğini ifade etti. Juengst, miğfer niyetine kullanılan kafataslarına verildiğine işaret eden düz kenarlar bulunduğunu ancak sadece bir kesik izi tespit ettiklerini söyledi.

[Sara Juengst]

Ölümden sonra korunmaları için mi?

Mezar numarası 370 olarak belirlenen ilk çocuk, öldüğünde henüz 18 yaşındaydı. Kafatasına giydirilen kafatasının ise 4 ile 12 yaş arasındaki bir çocuğa ait olduğu tahmin ediliyor. 339 numaralı mezarda yatan ikinci çocuk ise sadece 6-9 aylıktı. Giydiği kafatası ise 2-12 yaş arasındaki bir diğer çocuğa ait. Vücutlarında hiçbir travma izi bulunmayan çocukların cinsiyetleri belirlenemedi.

Arkeologlar, her iki kafatası miğferin ölen çocukların kafasında henüz deri varken yerleştirildiğini, böylece defnedilen çocukların kafasına sıkı sıkıya oturduğunu belirtti. Hatta, 370 nolu mezardaki çocuğa miğferinin sanki dışarı bakmasını sağlayacakmış gibi giydirildiği ifade edildi.

Juengst, tüm bunların yanı sıra çocuklara giydirilen kafataslarının şekillerinin belirgin bir şekilde “tuhaf” olduğunu belirtti. And Dağları bölgesindeki bazı antik toplulukların kafataslarının şeklini değiştirdiği bilinse de, ilk kez çocuklarda böyle bir uygulamaya rastlandı.

[Sara Juengst]

Bilim insanları çocuklara ait daha fazla mezar halen ortaya çıkaramazken, kafatasından miğfer giyidirilen cenazelerin sebebi ve nasıl gerçekleştirildiğini henüz tam olarak anlayabilmiş değil. Mezarlarda başka kafatası parçaları dışında taştan oyma figürler ve diğer farklı eşyalar bulundu. Arkeologlar, henüz olgunluğa adım atamadan “vahşi” bir şekilde yok olan ruhların öteki dünyada güçlü kalabilmesi veya korunması için miğferlerle gömüldüklerini tahmin ediyor.

Güney Amerika’daki antik topluluklarda çocukların ayrı bir yere sahip olduğu da biliniyor. Peru’da yakın geçmişte ortaya çıkarılan bir defin alanında “kriz döneminde” tanrılara kurban edildikleri anlaşılan 137 çocuğun kalıntısı bulunmuştu. Salango’da ise mezarların volkanik kül tabakasının üzerinde bulunması, mezarlarda yatanların bir volkanik patlama veya kıtlık gibi doğal olaylarla bağlantısı olabileceğini düşündürüyor.

Juengst, çocuklara kafatasları giyidirilmesinin tuhaf ve korkutucu gelebileceğini ancak dönemin dini, tıbbi ve felsefi görüşleri altında normal kabul ediliyor olabileceğini ifade etti. Juengst, Guangala halkının evrene ait belli görüşlere sahip olduğunu ve ölümden sonra hayat ile insan vücudunun önemine odaklandıklarını belirtti. Juengst, günümüzde ölen kişilerin bedenlerinin birçok farklı şekilde defnedildiğine dikkat çekerek geçmişteki var olan konseptleri daha iyi anlamamız ve doğru-yanlış analinizi doğru yapmamız gerektiğini ifade etti.

İlginizi çekebilir: