Ana sayfa Bilim Dresden katliamının 75’inci yılı: Üç gün süren bombardımanın arka planı

Dresden katliamının 75’inci yılı: Üç gün süren bombardımanın arka planı

Dresden'in bombardıman sonraki görüntüsü. [Wikipedia]
Okuma süresi: 4 dakika

İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan sayısız savaş suçlarından belki de en tartışmalı olanı, 13-15 Şubat Şubat 1945’te gerçekleştirilen Dresden bombardımanıydı. Peki müttefiklerin gerçekleştirdiği acımasız saldırının amacı neydi?

Dresden’de tutulan ABD’li savaş esirleri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna yaklaşıldıkça bombardıman uçaklarının giderek yaklaşan seslerini duyuyordu. 13 Şubat 1945 günü geldiğinde, uçaklar kafalarının üzerindeydi. Alman muhafızlar esirleri iki kat aşağıdaki bir et deposuna kapattı. Esirler tekrar tutuldukları yere döndüklerinde ise yok olmuş bir şehrin manzarası ile kalakaldılar. Düşen bombaların seslerini dinleyen esirler arasında yer alan Kurt Vonnegut, “şehir yok olmuştu” ifadesini kullanmıştı.

ABD ve İngiliz uçaklarının başını çektiği üç günlük bombardıman, İkinci Dünya Savaşı’nın en tartışmalı operasyonlarından biriydi. 800 bombardıman uçağının 2,700 ile 3,900 ton bomba ile yanıcı madde bıraktığı Dresden’de on binlerce insan yanarak ve boğularak ölürken, tarihi eserleriyle ünlü Avrupa kentinden geride sadece bir harabe kaldı.

Her ne kadar müttefikler mantıklı açıklamalar arasa da, Dresden bombardımanı gereksiz bir eylemdi ve tam bir katliama dönüştü. Müttefiklerin isteği Almanya’nın son direişini de tamamen kırmak ve mülteciler ile dolu yolları tıkamaktı. Saldırı aynı zamanda ABD’nin askeri tarihindeki en çok kayıp yaşadığı Ardenler Taarruzu’nun (Battle of the Bulge) bir ay sonrasına denk gelmişti. Savaşın sadece son safhasında ABD 19 bin asker kaybetmişti, toplam zayiat ise 140 bin olarak gerçekleşti. Bombardımanın üç hafta öncesinde ise Polonya’daki tarihe kara bir leke olarak geçen Auschwitz toplama kampı özgürlüğüne kavuşturulmuştu.

Her ne kadar öfke ve intikam hisleri öne çıksa da, Dresden saldırısı stratejik olarak hiçbir önem taşımıyordu. Almanların hava kuvvetlerini temsil eden Luftwaffe neredeyse tamamen göklerden silinmişti ve Dresden’de uçaksavar bataryları yok denecek kadar azdı. Dresden’in 110 fabrikası savaşın gidişatını değiştirecek bir etki yapamayacağı gibi kentte gibi güçlü bir askeri kuvvet de bulundurmuyordu. Öne çıkan tek önemli faktör, demiryolu ağlarının kesiştiği bir merkez olmasıydı. Kısaca, amaç sivil halkı terörize etmek ve savaş dirençlerini kırmaktı.

[Wikipedia]

Bomba ve yanıcı madde yağmuru

Şehir Meydanı’ndan Dresden’in görünümü. [Wikipedia]

Vonnegut ve diğer savaş esirleri güvenli bir yere sığındıktan az sonra Britanya Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne bağlı “Blind Illuminator” Dresden üzerine bomba yağdırmaya başladı. Ardından, çok sayıda işaretleyici uçak şehir üzerinde belirerek bombalanacak yerleri işaretleyen fişekler bıraktı. Ardından, ana saldırı geldi: 500’den fazla Lancaster bombardıman uçağı bomba ve yanıcı madde boşaltmaya başladı. Ertesi gün, ABD Sekizinci Hava Kuvvetleri 400 ton bomba ile saldırıya devam etti. 15 Şubat’ta ise 210 uçak ile son saldırı gerçekleşti.

Almanların kendilerini savunacak bir uçağı olmadığı gibi yerde çok az savunma bataryası bulunuyordu. Haliyle, Kraliyet Hava Kuvvetleri sadece altı uçak kaybetti. Yerde ise yanıcı maddelerin çıkardığı yangınlar birleşerek şehrin oksijenini emen mega yangın oluşturdu. İnsanlar alevler içinde veya boğularak öldüler.

Yıllar sonra, Nobel Ödülü sahibi Prusyalı Gerhart Hauptmann, “Ağlamayı öğrenemeyenler Dresden’in yok oluşundan sonra bunu öğrendi” diye yazacaktı.

Dresden bombardımanında kaç kişi öldü?

İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan birçok muharebe ve bombardıman gibi Dresden’deki ölü sayısı da on yıllar boyu kesin olmaktan uzak kaldı. İlk öngörüler fazlasıyla zalim saldırının yüz binleri öldürdüğüne yönelikti. Hatta, yazar David Irving 1963 yılında çıkan “The Destruction of Dresden” (Dresden’in Yıkılışı) adlı kitabında ölü sayısını 150,000 ile 200,000 arasında gösterdi. “Almanya’nın Hiroşima’sı” yakıştırması ile fazlasıyla eleştirildi çünkü yeterli delil olmadan bu sayıları öne sürmüştü.

Aşırı sağcı ideolojilere yer vermemek ve spekülasyonları sona erdirmek, Dresden kentine düştü. 2004 yılında kurulan komisyon, tarihi, askeri ve adli tıp verilerine dayanarak gerçek ölü sayısını ortaya çıkarmaya çalıştı. Yayınlanan raporda, sivil kaybının 22,700 ile 25,000 arasında olduğu anlaşıldı.

Bomba yapdıran bir Lancaster uçağı. [Wikipedia]

Her ne kadar sarsıcı bir sayı olsa da, İkinci Dünya Savaşı’nda Dresden gibi aynı kaderi paylaşan başka şehirler de oldu. 1945 itibariyle savunması çöken Almanya’nın birçok kenti dümdüz olmuştu. En büyük liman kenti Hamburg’un Temmuz 1943’te maruz kaldığı ilk büyük hava saldırısında yaşadığı sivil kaybı 30 bini geçmişti. Luftwaffe’nin savaşın ilk yıllarında dümdüz ettiği Belgrad’da ise 17 bin, Varşova’da ise 25 bin sivil hayatını kaybetti.

Ancak sadece satırlarda kalan bu sayıların gerçek dehşeti yerde, onları çıplak gözle görenler için ortaya çıkıyordu. Bombardımanın ardından enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmalarında yer alan Vonnegut, çok sayıda sığınak ve bodrum katının kazılarında yer aldı. Tanık olduğu manzarayı şu şekilde özetliyordu:

“Sanki kalp yetmezliğinden ölen insanlarla doldurulmuş bir tramvay gibiydi. Her yer koltuklarında oturan, ölü insanlarla doluydu.”

Her biri yangın fırtınasında oksijensiziklikten boğulmuştu.

Boğularak ölen siviller. [Wikipedia]
Bombardımandan sonra yakılmak için toplanan cesetler. [Wikipedia]

“Elbe’nin Floransa’sı” yok oldu

Dresden’in haritadan silinmesi sadece sivillerin ölümü ile sınırlı kalmadı. Avrupa kültürünün merkezlerinden biri, tarihi eserlerinin büyük kısmıyla harabeye döndü. Saksonya’nın “Güneş Kralı” olarak bilinen “Güçlü August”un (1670-1733) döneminden itibaren Dresden “Almanya’nın Floransa”sı olarak kabul ediliyordu. Şehir çok sayıda paha biçilmez sanat eseri, porselen koleksiyonu, kitaplar, bilimsel donanımlar ve mücevherlere ev sahipliği yapıyordu.

Birçok Alman, Dresden bombardımanını asla unutmadı ve acısı günümüzde halen yaşanıyor. Sebebi, zaten stratejik bir önemi bulunmayan şehrin Kızıl Ordu’dan kaçan on binlerce insanlar dolmuş olmasıydı. Birçokları için savaşın çoktan sonu gelmişti ve kendileri gibi şehri doldurmuş 200 bine yakın göçmen gibi kışın geçmesini bekliyorlardı.

Müttefik güçler ise Almanların boş bırakılmaları halinde kendi sınırları içinde tekrar güçlenmelerinden korkuyordu. ABD ordusunun Arden Savaşı’ndaki kayıpları Batı cephesindeki en yüksek rakamları temsil ediyordu. Sadece Dresden bombardımanın öncesindeki haftada yaşanan kayıp 27 bindi. Müttefikler korkularını son derece yanlış bir planlama ile sivilleri hedef alan bir terör saldırısına dönüştürdü. Aradan sadece üç ay geçmeyecekti ki, Hitler intihar etmiş olacak ve Almanya resmen teslim olacaktı.

İlginizi çekebilir: