Ana sayfa Bilim Koronavirüsün kökenleri: Genom analizleri iki virüsün birleşmiş olabileceğini gösteriyor

Koronavirüsün kökenleri: Genom analizleri iki virüsün birleşmiş olabileceğini gösteriyor

1337
0
[Todd Cravens/Unsplash]
Okuma süresi: 3 dakika

Genom analizleri, ortaya çıkış ve yayılım süreci hakkında birçok soru işareti bulunan Covid-19’un iki virüsün birleşmesi ile ortaya çıkmış olabileceğine işaret ediyor.

Geride kalan birkaç hafta içinde tüm dünya Covid-19 ve ona neden olan patojen SARS-CoV-2 hakkında birçok şey öğrendi. Yine de, bilim insanlarının aklını karıştıran birçok soru işareti mevcut.

Hakkında birçok bilimsel makale hazırlanan Covid-19 hakkında birçok önemli soru mevcut: Hangi hayvan türlerinde ortaya çıktı? Bir yarasa mı, pangolin mi veya bir başka vahşi doğa hayvanı mı? Virüs nereden geliyor? Çin’in Hubei eyaletindek bir mağaradan mı çıktı yoksa başka bir yerde mi türedi?

Aralık 2019’da, Covid-19 teşhisi konulan ilk 41 vakanın 27’si (%66) Hubei eyaletinin Wuhan kentinde yer alan bir pazardan geçmişti. Ancak Wuhan Hastanesi tarafından yayınlanan bir rapora göre, bilinen ilk Covid-19 vakası, Wuhan’ın merkezinde yer alan bu pazar yerine hiç uğramamıştı. Tersine, ilk hastalardan alınan SARS-CoV-2 dizinlerine ait genomların analizleri, virüsün Kasım 2019’da ortaya çıktığına işaret etti. Haliyle, Covid-19 salgını ile vahşi doğa arasındaki bağlantı hakkındaki soru işaretleri güçlendi.

Sarı SARS-CoV-2 virüsü bir hücreyi işgal ediyor. [NIAID]

Genom verileri ne diyor?

SARS-CoV-2 genomu Çinli bilim insanları tarafından hızlıca analiz edildi. RNA molekülünde 15 gen içeren yaklaşık 30,000 baz bulunuyor. Bu genler arasında virüsün yüzeyindeki proteini (saldırdığı hücre duvarına tutunan) S geni de yer alıyor. İnsan DNA’sı ile kısaca karşılaştırma yapmak istersek, DNA yaklaşık 3 milyon baz ve 30,000 gen içeriyor.

Karşılaştırmalı genom analizleri, SARS-CoV-2’nin Betacoronavirüsler grubuna ait olduğunu ve SARS-CoV ile çok yakın benzerlikle taşıdığını gösterdi. Söz konusu patojen, Kasım 2002’de Çin’in Guangdong eyaletinde ortaya çıkmış ve 2003’te 29 ülkeye yayılmıştı. Toplam 8,098 vaka tespit edilmiş ve 744 kişi hayatını kaybetmişti. Rhinolophus türüne ait yarasaların (mağaralarda yaşayan çeşitli türler) SARS-CoV’un taşıyıcısı olduğu ve küçük bir etçil misk kedisinin (Paguma larvata) insan ile yarasa arasındaki taşıyıcı olabileceği anlaşılmıştı.

SARS-CoV ile Betacoronavirüslerin sayfası da açılmış oldu. Bazıları yarasalarda, bazıları da insanlarda tespit edildi. Örneğin Çin’in Yunan eyaletinde Rhinolophus affinis yarasa türünde izole halde tespit edilen RaTG13 adlı virüsün SARS-CoV-2 ile büyük benzerlik taşıdığı ifade edildi. Aslına bakılırsa, genom dizilimleri %96 oranında aynı. Bu sonuçlar, özellikle Rhinolophus yarasa türlerinin SARS-CoV ve SARS-CoV-2 virüslerinin taşıyıcısı olduğuna işaret etti.

Peki “rezervuar” olarak da adlandırılan bu hayvan gruplarının özelliği nedir? Bu hayvanlar virüse hiç veya çok az hassas olan canlıları temsil ediyor bir veya birden fazla virüsün doğal taşıyıcısı oluyorlar. Taşıyıcı olmalarına rağmen hastalığın semptomlarını göstermemeleri, çok hızlı çoğalan virüse karşı bağışıklık sistemlerinin oldukça etkin olduğunu gösteriyor.

pangolin wikipedia ile ilgili görsel sonucu
Pangolin. [Wikipedia]

Yeniden birleşme mekanizması

7 Şubat 2020 tarihinde SARS-CoV-2’ye çok benzer bir diğer virüsün pangolinlerde tespit edildiği açıklandı. SARS-CoV-2’ye %99 benzerlik göstermesi, pangolinin doğal taşıyıcı olduğuna işaret etti. Öte yandan, Malezya pangolinleri (Manis javanica) tarafından taşınan koronavirüs genomunun SARS-CoV-2’ye daha az benzerlik gösterdiği fark edildi. Bu sefer benzerlik oranı %90’dı. Bulgular, pangolinde izole olan koronavirüsün, şu an yayılmakta olan Covid-19’dan sorumlu olmadığı düşüncesini güçlendirdi.

Buna rağmen, pangolinde izole haldeki koronavirüs, S proteininin spesifik bir bölgesi ile %99 benzerlik gösteriyor. Söz konusu bölge ACE (anjiyotin dönüştürme enzimi 2) reseptörü ile bağlantılı 74 amino asit içeriyor. ACE, virüsün insan hücresine girerek onu enfekte etmesini sağlıyor. Karşılaştırma yapıldığında, R.affinis yarasasında izole olan RaTG13 virüsü bu spesifik bölge ile %77 benzerlik taşıyor. Bu da, pangolinde izole olan koronavirüsün insan hücrelerine girebildiğini, R.affinis’de izole olan koronavirüsün ise hücrelerimize giremediğini gösteriyor.

Tüm bu bulgular bir araya getirildiğinde, yapılan genom karşılaştırmaları SARS-CoV-2 virüsünün iki farklı virüsün kaynaşması olabileceğini savunuyor. Söz konusu virüslerin biri RaTG13’e, diğeri de pangolin virüsüne benzerlik gösteriyor. Kısaca, Covid-19 doğada çoktan var olan iki virüsün birleşmiş versiyonu olabilir.

İki soru halen cevap bekliyor

Yeniden birleşme mekanizmasının koronavirüsler ile bağlantısı geçmişteki araştırmalarda ortaya kondu. Altını çizmemiz gereken, yeniden birleşimin yeni bir türü enfekte potansiyeli bulunan yeni bir virüs ortaya çıkarıyor olması. Bu mekanizmanın kendini gösterebilmesi için de iki farklı virüsün aynı organizmayı eşzamanlı enfekte etmesi gerekiyor.

Koronavirüsü bugünlere getiren bulmacanın tamamına bakıldığında karmaşık bir tablo çıkıyor karşımıza. Yapılan bilimsel araştırmaların ışığında iki soru güçlü bir şekilde karşımıza beliriyor: Hangi organizmada yeniden birleşim gerçekleşti? Bir yarasa mı, pangolin mi yoksa farklı bir canlı mı? İkinci soru ise bu sürecin hangi şartlar altında gerçekleştiği? Covid-19’un nerede, nasıl ortaya çıktı?

Bu sorunun cevabını net bir şekilde öğrenmek, virüsün tedavisini bulmak kadar önemli.

İlginizi çekebilir: