Ana sayfa Dünya Kıyamete karşı çözüm “yeraltı gökdelenleri” olabilir

Kıyamete karşı çözüm “yeraltı gökdelenleri” olabilir

883
0
Okuma süresi: 4 dakika

Bazı fütüristlere göre birçok felaketle boğuşan insanlığın distopya senaryolarından kurtuluş yollarından biri yeraltı gökdelenlerine taşınmak. Dünyanın en kalabalık şehri olmaya doğru ilerleyen Mexico City, ilk yeraltı gökdeleninin inşa edildiği kent olabilir.

Ormanlar yanıyor, okyanuslar plastik ile dolu, salgın hastalıklar dünya nüfusunu tehdit ediyor. Yoğun nüfuslu şehirlerin insanlara yeterli refah sunamadığı günümüzde, fütüristler dünyanın en korunaklı kısmında yaşamayı öneriyor: Yerin 300 metre derinliğine uzanan gökdelenler.

Sadece birkaç yıl içinde mevcut nüfusu 22 milyon olan Mexico City Kuzey Amerika’nın en yoğun nüfuslu kenti olacak. Az sayıda gökdelenin bulunduğu ve arazi kısıtlamalarının giderek arttığı kentin nüfusu artmaya devam etse de genişleyecek alan kalmamış durumda. Dağlar ve yanardağlar ile çevrelenen kent, yüz yıllar boyu zengin doğal kaynakları ile yerleşimcileri kendine çekti. Çam ormanları, nehirleri, vahşi doğası ve tuzlu su gölleri ile yaşam için ideal bir yeri temsil ediyordu. Ancak Mexico City’nin yemek ve temiz su kaynakları artık nüfusuna yetmemeye başladı.

38 milyon insana ev sahipliği yapan Tokyo ise dünyanın en kalabalık bölgesini temsil ediyor. Gökdelenlerin yükseldiği kent, doğal bariyerlerin az olmasıyla yıllar geçtikçe genişledi. Benzer şekilde New York City East River halicini geçerek Brooklyn ve Queens bölgesinin ötesine uzadı.

Goldman Sachs, Mexico City’nin 2020’lerde dünyanın en yüksek gelir üreten beşinci kenti olacağını öngörüyor. Merkezine beş kattan uzun bina inşa edilemeyen ve tarihi bölgeleri koruma altına alınan kentin yerleşimcilere açacak yeri yok. Dahası, ulaşım sistemi giderek eskiyor ve etrafını saran sağlar çalışanların yakın mesafedeki yerleşimlere yayılmasını engelliyor. Hal böyle olunca 2020’lerde nüfusu 10 milyon artması beklenen kent ne yapmalı?

Inside Coober Pedy, Australia's underground town - Business Insider
Coober Pedy’de bir ev.

İnsanlık tekrar yeraltına mı inecek?

Coober Pedy kasabası, yaklaşık 2 bin kişilik nüfusu ile dünyanın en küçük, aynı zamanda en sıcak kasabası. Panzehirtaşı çıkarılan kasabanın ortalama hava sıcaklığı 30 civarında, yazın 40 ve üzerine de çıkıyor. Sürekli yanmaktan bıkan yerleşimcilerin çözümü haliyle kasabayı yeraltına taşımak olmuş. Bugün yerin 10 metre altında, 20 derece sıcaklıkta hayatlarını sürdürüyorlar.

Bu noktada akla gelen bir gerçek var: Antik zamanlarda insanlar mağaralarda sıcak havalardan korunmayı başardı. Günümüzde, küresel ısınmanın ciddi bir tehdit olduğunu düşünürsek insanları yine yeraltında yaşamak kurtarabilir. Öyle ki, birçok mimarlık firması bu planlar üzerinde çalışıyor.

Yeraltı şehrinden bir manzara. (Lewis Martin)

Japonya’nın Fukuoka kentinde Taisei şirketi yeraltı metro sistemi ve yollar ile birleştirilecek “Alice Şehirleri” üzerinde çalışıyor. Finlandiya’da ise kamuya açık yüzme havuzları, mağazalar, kilise, hokey sahası ve sanayi alanı içeren “gölge şehirler” mevcut.

Pekin’de İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma sığınaklar insanlar tarafından işgal edilmiş durumda. Singapur, 4 binden fazla insanın yaşayacağı bir “yeraltı bilim şehri” tasarlıyor.

Toronto ise PATH adı verilen 30 kilometrelik yeraltı yürüyüş yolları mevcut. Bu yollar ulaşım noktalarından restoran ve dükkanlara kadar birçok ticari noktaya bağlantı sağlıyor. New York ise dünyanın ilk yeraltı parkı Lowline üzerinde çalışıyor.

PATH (Toronto) - Wikipedia
PATH (Wikipedia)

Ürdün’deki Petra’dan Kapadokya yeraltı şehrine kadar insanlığın bugüne dek yeraltında mesken edindiği yapıların örnekleri bol. Meksikalı mimar Esteban Suarez ise Aztek’lerin piramitlerinden ilham alarak yerlatına inan gökdelenler inşa etmenin planlarını yapıyor. Suarez, “Gökdelenler ile yukarı çıkma yerine neden şehirleri katmanlar halinde yerin altına inecek şekilde inşa etmiyoruz?” diyor.

Yergökdelenleri ters dönmüş bir piramidi andırıyor. İnşası için öngörülen bir nokta, Zócalo olarak da adlandırılan Mexico City’nin merkezindeki Plaza de la Constitución meydanı. Dört bir yanı 250 metre genişliğe sahip alan, yergökdeleninin devasa cam çatısını oluşturabilir. Böylece, 300 metre derinliğe inecek piramidin ortasında yer alacak hava boşluğu, doğal ışıkla dolacak.

Piramidin tasarımı ise sırasıyla müze, yerleşim alanları, mağazalar ve iş alanları şeklinde oluşacak. Müze, evler ve mağazalar 10 kattan oluşacakken, en altta yer alacak işyerleri 35 kat içerecek. Havalandırma ve aydınlanma amacı görecek dev bir boşluğun etrafını saracak olan katlar, tamamen doğal yeşil alanlar ile kaplanacak.

İnsanlar “tohuma” dönüşecek

Araştırmalara göre dünya nüfusunun %7’si, yani yaklaşık 500 milyon insan klostrofobiden muzdarip. Oksijen yetersizliği, loş ışık ve çıkış arama psikolojisi birçok insanı fazlasıyla rahatsız ediyor. Suarez, devasa cam çatının piramidin en uç noktasına kadar gün ışığını iletecek şekilde tasarlanacağını söylüyor. Piramidin duvarları ve katları da ‪doğal ışığın katmanlar halinde aşağı iletileceği bir tasarım içerecek. Piramidin dibinde (uç kısmında) ise cam duvarlardan akarak biriken yağmur suyunun tutulduğu dev bir su tankı olacak. Su burada geri dönüşümden geçecek ve piramit içerisinde su sıkıntısı olmaması sağlanacak.

Yeraltı piramidinin en şiirsel tarafı, insanların yeraltından yeryüzüne hareket edecekleri bir doğum hissiyatı verecek olması. Dibinde su içerecek piramit, doğal ışık ile içindeki insanları sanki filizlenen bir tohum gibi içinde barındıracak.

(Joven Santos)

Eğer yeraltı gökdelenleri modern teknoloji ile hayata geçirebilirse dünyanın dört bir yanındaki insanlar için müthiş bir refah sağlayabilir. Özellikle dünyanın en çok ısınması beklenen Avusturalya, Hindistan, ABD’nin Batı Yakası ve Çin gibi bölgelerinde milyonlarca insan refah içinde yaşabilir. Bu durum, özellikle Çin’deki sığınaklarda yaşayan ve “fare insanlar” olarak da adlandırılan yaklaşık 2 milyon insan için geçerli. Güney California Üniversitesi’nden Annette Kim, incelediği yeraltı “sığınak şehirlerinin” Londra’nın en ucuz -1 katlarından pek farkı olmadığını söylüyor. Yetersiz ışık ve küf, 70 sene öncesinin el çabasıyla yaşanır hale getirilmiş sığınaklarını son derece konforsuz kılıyor.

Yine de, South China Morning Post’un Haziran 2017 haberine göre Devlet Başkanı Şi Cinping “yeraltında yeni bir dünya yaratmayı” planlıyor. Eğer yeraltı kentleri hayata geçerse, sıra gökdelenlere de gelebilir.

İlginizi çekebilir: