Okuma süresi: 4 dakika

İsviçre dünyanın ikinci, Cenevre ise dünyanın 6. en büyük finansal merkezidir. Cenevre’ye ilk gittiğinizde sizi şaşırtacak en ilginç unsur zenginliği olacak. Ben fakir bir semte bilerek gitmek istedim ki acaba gecekondular var mıdır diye görmek için. Paris’te hatta Brüksel’de bile banliyö denilen şehrin merkezinden uzak alanlarda, bizim gecekondular kadar derme çatma olmasada, fakir yerleşim yerleri mevcuttur.

Fakat Cenevre’de sosyal anlamda fakirlik yok. En fakir yerlerinde bile standartlar yüksek. Bunu Calvinizme borçlu.

Cenevre’nin en fakir semtinin adı “Les Grottes” mimari Gaudi’den esinlenmiş ve bu evler ekonomik statüsü düşük gruplara kiralanıyor ©dijitalx

Fakirlik kavramının ortadan kaldırıldığı çok ender bir şehir Cenevre. Dilenci yok, mülteciler sefalet içinde yollarda uyumuyor. Bunu görünce nedense kendimi bu şehirde iyi hissettim. Ancak şehrin genel ekonomik gelir dağılımında tezatlıklar bolca mevcut. Ondan da bahsedelim. Örneğin, şehir merkezine giderseniz antikaci kaynıyor. Açık arttırmada satılmak üzere pırlanta kaplamalı bir küpe reklamının bır antikacının mağaza vitrininde sürekli döndüğünü gördüm. İlgimi çekti durdum. 3 milyon İsviçre frangından başlayan bir fiyatla ‘sadece bir küpenin’ alıcısını aradığına şahit oldum. Demek ki bu şehirde o küpeyi alabilecek bir ekonomik potansiyel var diye düşündüm.

Fazla değil 2km ilerde de bir insani yardım örgütü aktiviteleri için bağış istiyordu. Aslında ne kadar birbirine karşıt durumlar değil mi? Gelir dağılımdaki adaletsizlik yüzünden bir tarafta insani yardım örgütleri açlığı, susuzluğu önlemeye çalışıyor diğer yandan birileri bu şehirde o küpeyi satın alabiliyor. O küpeye giden para insani yardım örgütüne gitse dünyada fakirlik kalmaz diye düşünmeden edemiyor insan. Peki bu para kaynağı orda nasıl toplanmış? Şehre yakından bakalım.

Birleşmiş Milletler’in Cenevrede olmasi bir tesaduf degil, bankacilik ve finansal piyasalarla ilgili

Cenevre, 41 uluslararası Örgütün genel sekretaryasına ve 750’den fazla sivil toplum örgütüne ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri de Birleşmiş Milletler. Acaba bir tesadüf mü? Peki bu örgütlerin diğer Avrupa şehirlerini değil de Cenevre’yi seçmelerinin sebebi ne? Cevabı tarihinde aramalıyız.

ADHEMAR FABRI (1341-1388)

Ortaçağ’da bildiğimiz gibi kilise hristiyanlık üzerinden halka egemendi. Kilise ayrıca bankacılık sektörünün kraliyetlerin eline bırakılmasına da karşıydı. Çünkü para güçtü ve kilise bu gücü kendi elinde bulundurmalıydı. 1385-1388 yıllarında Cenevre başpiskoposu Fabri, diğer dinlerden çok farklı bir bakış açısını bu şehre sokmuştur. Göçmenliğe karşı değildi. Ve Fabri’nin diğer en önemli atılımı para güçtür, faiz kötü değildir kavramıdır. Diğer dinler bankacılığa karşıydı. İslam, ve Hristiyanlığın özellikle Katolik ve Ortodoks mezheplerinde faiz haramdı. Yahudilikte konu o kadar katı değildi. Fabri, bankacılık sektörünü güçlendirip halka kredi çekme ve faiz kullanma gibi sivil özgürlük haklarını tanımıştır. Bu Calvinizme giden ilk yoldu.

JEAN CALVIN (1509-1564)

Calvin aslen hukukçudur. Luther gibi din alanında reformistti. (reformed churches) Calvin Fransız vatandaşı olsa da Katolik inancının yaygın olduğu Fransa’dan görüşleri nedeniyle kaçmıştır. Servet sahibi olmanın Orta çağ’da hor görüldüğü gibi utanç verici olmadığını, tersine iyi amaçlar için kullanılırsa din ile paralel görüşler içerdiğine inanmıştır. Para kazanmak hatta, çok para kazanmak, iş ahlakı korunduğu ve fakirlere yardım edildiği sürece kutsaldı.

1532’de Katolik piskopos Cenevre’de görevinden alınınca şehir Protestanlığa geçmiştir. 1536 yılında Calvin Fransa’yı terk edip Cenevre’ye yerleşmiştir. Kendi görüşlerini yaymak için kilisesini açıp sınavla papaz yetiştirmeye başlamıştır. 1541-1549 yıllarında Cenevre Konseyi Calvinist kilise emirlerini kabul etmiştir. (ordonnances ecclésiastiques) Calvin aynı zamanda sanatın ve bireysel yaratıcılığın gelişmesi için de özel maddi yardımlar sağlamıştır.

Jean Calvin, faiz ve bankacilik algilayisina yenilik kazandiran reformist [Kaynak:wikipedia]

CENEVRE’NIN 17.YY’DA GELDiĞi DURUM

Calvinizm’in etki alanı misyonerler vasıtasıyla Hollanda, İngiltere, İskoçya, Amerika’nın kuzeyi, Macaristan ve Polonya’ya kadar yayılarak genişlemiştir. Roman Katolik Kilisesi’nden kopuşlar olmuştur. O dönemlerde Cenevre diğer şehirlere nazaran anti-semitizmin en düşük olduğu şehirdi. Yahudiler ticareti geliştirmiştir.

Calvinistlere o donemde yöneltilen iki büyük eleştiri vardır. Biri «yeni Kudüs”e dönüşen şehir ithamı ve diğeri «kapitalizmin ilk tohumlarının» Cenevre’de atılmış olduğunun kabulü edilmesi. 1875’te Calvin’in takipçileri öğretilerini okullarda daha hızlı yaymak için dünya birliğini kurdular.

19.YY’DA OSMANLI’NIN DURUMU

Osmanlı imparatorluğu İslami bir imparatorluk olduğu için faizi hep haram olarak kabul etti. Hristiyanlıktaki Calvinizmin etkisini yorumlayamadı. Dünya’nın bir tarafında bankacılık sistemi gelişirken diğer tarafında Osmanlı değişimlere uyum sağlayamadı. Çünkü kredi sistemini kontrol edebilecek bir otoriteye sahip değildi. Osmanlı ilk dış borcunu 19.yy’da almıştır. Osmanlı’da sadece gayrimüslimler bireylere borç verip Osmanlının da dişardaki borçlanmasını sağlıyordu. O döneme göre çok yüksek faizlerle Fransız bankalarından aldığı borçlarını Galata Bankerleri olarak bilinen sarraflar bulmuştur. Sonra da faiz üstüne faiz binince borçlarını ödeyemez hale gelmiştir.

Cenevre, sehrin sol tarafi biraz daha gelir düzeyi düşük. ©Dijıtalx

CENEVRE VE GÜNÜMÜZ

Dünya savaşlarının sonrasında uluslararası iş birliği, savaşı önleme ve ekonomik ilişkileri geliştirme amacına hizmet ettiği Cenevre gündemde kalmıştır. Birleşmiş Milletlerin genel Merkezi’nin Cenevre’de olması finansal olanaklar düşünüldüğünde şaşırtıcı değildir.

Şehrin %50’si bugün hala yabancı uyruklu göçmendir. Calvinizmin etkisindeki protestanlık ve katoliklik hala en büyük ilk iki mesheptir. Nüfusu 613,373 kişidir. Şehir hala oldukça kapitalisttir. DuPont, Caterpillar, Electronic Arts, ve Oracle gibi büyük şirketler genel merkezlerini bu şehirde kurmuştur. Fakat unutmayalım aynı zamanda adım başı uluslararası yardım kuruluşları mevcuttur. İlginç bir şekilde hepsi sponsor ve bağış toplayabilmektedirler.

Hatırlayalım para güçtür ve iyi amaçlar için kullanılırsa din’in savunduklarına karşıt değildir. O yüzden Cenevre’nin zenginleri sivil toplum örgütlerine yardım etmeyi bir farz bilirler.