Ana sayfa Biyoloji Aşırı Kalori Kısıtlaması Bağırsaklardaki Tehlikeli Bakterileri Artırabilir

Aşırı Kalori Kısıtlaması Bağırsaklardaki Tehlikeli Bakterileri Artırabilir

1934
0

Son yıllarda ortaya konan birçok çalışma diyetlerin insan yaşamı için önemini gözler önüne sermektedir. Gerçekleştirilen yeni bir çalışma gösteriyor ki düşük kalorili diyetlerle beslenen kişilerin bağırsak mikrobiyotasındaki bakterilerde çeşitli değişiklikler meydana gelmekte. Özellikle bağırsakta patojenik etkiye sahip olan ve ishal, iltihap gibi rahatsızlıklara sebep olabilen Clostridioides difficile bakterisinin popülasyonu artmaktadır.

Bu çalışmaya katılan deneklerde bahsedilen problemler gözlenmese dahi bağırsak mikrobiyotasında C. difficile artışı ile kilo kaybı arasındaki bağlantı çeşitli yeni soruları gündeme getirmektedir.

Çalışma için 80 obez kadın denek seçildi. Denekler iki ayrı gruba ayrıldı. İlk grup düşük kalorili diyetle beslendi. Diyet tamamen sıvı formda ve 800 kaloriyi geçmeyecek şekilde uygulandı. Diğer gruptaki bireyler ise tamamen kilolarını koruyacak şekilde beslendiler. Her iki grupta 16 hafta boyunda tıbbi olarak tamamen kontrol altında tutularak incelendiler.

Diyet uygulanan grupta kilo kayıplarının yanında bağırsak bakterilerinde de önemli değişiklikler meydana geldi. Araştırmacılar genel bağırsak bakteri popülasyonunda azalma olduğunu saptadılar.

 “Bizim sonuçlarımız gösteriyor ki kilo yönetimi bir kişinin aldığı kaloriden çok daha kompleks bir yapı ile etkileşim halinde” diyor California San Francisco Üniversitesinden mikrobiyolog Peter Turnbaugh.

Biz düşük kalorili diyetin bağırsak mikrobiyotasını değiştirdiğini aynı zamanda tüm genel bakteri popülasyonunu azalttığını keşfettik.

Çalışmanın ilerleyen aşamasında ise araştırmacılar diyet sonucu en çok kilo kaybeden beş kişinin dışkı örneklerini özel olarak tasarlanmış laboratuvar farelerine (bağırsak bakterileri mevcut olmayan) naklediyorlar ve bu fare grubunu diyet öncesi dışkı örneklerinin nakledildiği fare grubu ile karşılaştırıyorlar.

Diyet sonrası nakledilen dışkı örneklerine maruz kalan fare grubundaki üyelerde vücut kütlesinden yaklaşık %10 kayıp yaşanırken, diğer grupta nispeten herhangi bir değişim gözlemlenmediği rapor edildi.

Gerçekleştirilen fare mikrobiyom dizilemelerinde ise özellikle bir türün bolluğu dikkat çekmektedir: C. difficile. Bu bakteriler bağırsaklarımızda doğal olarak bulunsa da, genellikle yemek yediğimiz zaman meydana gelen yağ metabolizması süreci tarafından kontrol altında tutulurlar. Ayrıca araştırmacılar C. difficile nin metabolizmayı etkilemek suretiyle daha fazla şekeri tükettiğini ve konağına bu yolla da zarar verdiğini gözlemlediler.

C. difficile seviyesi antibiyotik tedavisi vasıtasıyla azaltılabilir, ancak bazen bu bakteri tedavi edilemez ishal problemine sebep olabilir ve bazen bu problem ölümcül sonuçlar ortaya koyabilir.

Özellikle farelerdeki kilo kaybının sebebini C. difficile tarafından üretilen toksinler olduğunu saptadık” diyor Berlin Charité Üniversitesinden endokrinolojist Joachim Spranger.

“Buna rağmen, ne katılımcılarda ne de deney hayvanlarında herhangi bir bağırsak iltihabına (enflamasyon) rastlanmadı.”

Araştırmacılar normal şartlarda C. difficile’nin olumsuz etkilerinin ne insanlar ne de farelerde ortaya çıkmadığını ancak düşük kalorili beslenme alışkanlığı olan ve bunu devam ettiren kişilerde C. difficile kaynaklı problemlerin ortaya çıkabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca araştırmacılar özellikle kilo vermek amaçlı olarak C. difficile bakterisi gibi potansiyel olarak oldukça tehlikeli bir bakterinin bir kısayol aracı olarak kullanılmaması gerektiğini vurguluyorlar.

Gelecekte gerçekleştirilecek olan daha geniş çaplı çalışmalar sayesinde birçok soruya yanıt verilebileceği gibi özellikle obez bireylerin tedavisinde de daha sağlıklı yaklaşımların ortaya çıkmasına olanak sağlayacaktır.

Son olarak, Turnbaugh, “Birden fazla araştırma, bağırsak mikrobiyomunun kilo kaybını engelleyebileceğini veya artırabileceğini gösteriyor” diyor.

-Science is Everything-

-Çalışma Nature dergisinde yayımlanmıştır.-

Kaynak: ScienceAlert
Görseller: Pixabay

Önceki makaleBir Yıldızın Doğumu: İlkel Yıldız Nedir ve Nasıl Oluşur?
Sonraki makaleJames Webb Uzay Teleskobu Gözlerini Açtı: İlk Fotoğrafı Ne Gösteriyor?
Lisans eğitimini Uludağ Üniversitesin'de Biyoloji üzerine tamamladıktan sonra kanser çalışmaları ve araştırmalarına devam etmek için İstinye Üniversitesi Moleküler Kanser Araştırma Laboratuvarında yüksek lisans öğrencisi statüsünde AR-GE bölümüne geçiş yaptı. Hücre Kültürü, Protein analizleri ve kanser araştırmaları özel ilgi alanı. Bilimi küçük yaşlardan itibaren sevdiği gibi yaşayış, sosyoloji, psikoloji, tarihe de meraklı. 3 yıldır aktif olarak Blog yazarlığı yapıyor. 30 Ocak 2019’da DijitalX ailesine katıldı. “Bilim Her şeydir” parolası hayatına yön vermeye devam ettiği sürece böyle biri olmaya devam ediyor. -Science is Everything-