Pazartesi, Haziran 24, 2024
More

    Rosetta’nın kuyrukluyıldızlar hakkında yaptığı en önemli 7 keşif

    786 gün boyunca yörüngesinde dolandığı 67P kuyrukluyıldızına 30 Eylül günü çarparak görevine son veren Rosetta, uzay keşfinde birçok ilke imza attı.

    Bir kuyrukluyıldızın yüzeyine iniş yapan ilk keşif aracı, Kasım 2014’te Rosetta’dan gönderilen Philae olmuştu. Rosetta, çarpışma anından saniyeler öncesine kadar fotoğrafladığı 67P’nin tüm sırlarını ortaya çıkardı. Yapılan keşifler, kuyrukluyıldızlar hakkında bugüne kadar bilinmeyen birçok bilgi sundu.

    Kuyrukluyıldızlar ilk görüldüklerinden çok farklı olabilir

    Rosetta’nın ilk büyük başarısı, 2014’te 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızının şeklini ortaya çıkarması oldu. ESA, kuyrukluyıldızın patates şeklinde olduğunu ve üzerine rahatlıkla bir keşif aracı indirilebileceğini düşünüyordu.

    Rosetta’nın ilk fotoğraflarında beliren görüntü ise bir hayli şaşırtıcıydı. 67P, ince bir boyun ile bağlanan iki parçadan oluşuyordu. Kuyrukluyıldızın nasıl olup da ördek benzeri bir şekle büründüğünü ilk başta kimse anlayamadı. 67P zamanla erozyona uğramış bir gök cismi olabileceği gibi, iki parçanın birleşmesiyle de oluşmuş olabilirdi.

    Rosetta, Eylül 2015’te cevabı buldu. 67P, 4 milyar yıl önce her biri 2 km genişliğindeki iki kozmik kaya parçasının birleşmesinden oluşmuştu.

    31 Temmuz 2014 tarihli ilk ne t fotoğraf. [ESA/Rosetta/NAVCAM]
    31 Temmuz 2014 tarihli ilk ne t fotoğraf. [ESA/Rosetta/NAVCAM]

    Kuyrukluyıldızlar çok karmaşık bir topografya barındırıyor

    İnsanlığın kuyrukluyıldızlar hakkındaki bilgisi, bin yılı aşkın bir süre gökyüzündeki parlak çizgiler olmalarından ibaretti. Rosetta’nın ORIRIS kamerası ile elde ettiği görüntüler ise bu irili ufaklı buzul parçaların ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olabileceğini gösterdi.

    67P’nin yüzeyi tepeler, kanyonlar, tuhaf girinti ve çıkıntılar, derin çukurlar ve çatlaklar ile dolu. Bazı kısımları asfalt kadar sert iken, diğer kısımları kum kadar yumuşak.

    Yüksek çözünürlüklü fotoğrflar, 67P’nin karmaşık yapısının yanı sıra, yüzeyinden uzaya saçılan gaz örtüsünü de net bir şekilde görmemizi sağladı.

    Kuyrukluyıldızlar yaşamın yapı taşlarını içeriyor

    Gökbilimciler, kuyrukluyıldız ve asteroit görevleri sayesinde “Dünya’ya yaşam nereden geldi” sorusunun cevabını bulmaya çalışıyor. Rosetta, bu soruya kesin olarak cevap vermiş olmasa da, mevcut teorileri güçlendiren bilgiler elde etti.

    Rosetta, bir kısmı önceden bir kuyrukluyıldızda tespit edilmemiş olanlar dahil birçok organik bileşen izine rastladı. 67P’nin atmosferine ait detaylı analizler, proteinlerde bulunan amino asit glisin ve DNA ile hücre duvarlarında yer alan fosfor ortaya çıkardı. Dahası, Rosetta etanol ve Philae glikolaldehid tespit etti.

    67P’nin tozunu da doğrudan analiz etme şansı bulan Rosetta, beklenenden çok daha karmaşık olan bir karbon yapısı ortaya çıkardı. Rosetta ekibinde yer alan Herve Cottin, “O kadar karmaşık ki, düzgün bir formül veya isim belirleyebilmiş değiliz” ifadesini kullanmıştı.

    Kuyrukluyıldızlar kupkuru olabilir

    67P, su da içeriyor ancak kimyasal izine bakıldığında bu su Dünya’dakine hiç benzemiyor. Hatta, kuyrukluyıldızların Dünya’ya su getirdiği teorisi sadece 67P ele alınırsa ciddi ölçüde zayıflayabilir.

    Kuyrukluyıldızlara adlarını veren özellik, ‘coma’ adı verilen parlak kuyrukları. Bu kuyruk, buzul gök cismi Güneş’e yaklaştıkça artan ısı nedeniyle buharlaşan buz ve tozdan oluşuyor. Gökbilimciler, 67P’nin yüzeyinde birçok kuyrukluyıldızda olmasını bekledikleri gibi buz kalıntılar bulmayı umuyordu. Ancak hiç de öyle olmadı.

    Rosetta kuyrukluyıldıza ulaştığında, 67P çoktan kavrulmuştu bile. 67P, Güneş’e yaklaştıkça biraz daha su ortaya çıkarmaya başladı. Elde kalan bulgular ise kuyrukluyıldız yüzeyinin ve coma’nın zamanla büyük değişime maruz kalabileceğini gösterdi.

    [ESA/Rosetta/NAVCAM]
    [ESA/Rosetta/NAVCAM]

    Kuyrukluyıldızlar şarkı söylüyor

    Uzay boşluğu insan kulağı için sessiz olabilir. Biraz teknoloji kullandığımızda ise gök cisimlerinin yaydığı frekansları duyabileceğimiz ses dalgaları haline getirmeyi başarıyoruz.

    Rosetta, henüz 67P’ye yaklaştığı günlerde kuyrukluyıldızdan yayılan düşük frekanslı uğultuyu tespit etmişti. Gökbilimciler, söz konusu uğultunun kuyrukluyıldızdan yayılan buz ve tozda yer alan enerji yüklü parçacıklardan kaynaklandığını düşündü. Ancak 67P’nin sesini oluşturan mekanizmanın sırrı kesin olarak çözülemedi.

    67P, 40-50 milihertz aralığında uğulduyor. İnsan kulağı ise 20 Hz – 20 kHz aralığındaki ses dalgalarını algılayabiliyor. Bilim insanlarının biraz çabası sonucu, 67P’nin sesi de duyulabilir hale gedi.

    [ESA/Rosetta/NAVCAM]
    [ESA/Rosetta/NAVCAM]

    Kuyrukluyıldızlar çok fena kokuyor

    Rosetta’nın şansızlığı, 67P’nin ne güzel bir sesi ne de hoş bir kokusu olmaması. Daha da şanssız olan Philae, 67P üzerine iniş yaptığında kuyrukluyıldızın çekirdeğinde berbat koku saçan birçok materyal tespit etti.

    Bu materyaller arasında hidrojen sülfür, amonyak, hidrojen siyanür, karbon dioksit ve karbon monoksit yer alıyor. İster inanın ister inanmayın, Rosetta ekibi bu berbat kokudan o kadar etkilendi ki, Britanya merkezli The Aroma Company ile anlaşarak kuyrukluyıldızın kokusuna ait parfüm ürettirdi. Evren’in sonsuzluğu nelere kadir…

    Kuyrukluyıldızlara iniş çok zor – ama biz başardık

    67P kuyrukluyıldızına gerçekleştirilen iniş, uzay keşfi tarihindeki en önemli anlardan biriydi. Philae’nin inişi ise muhtemelen en zor kuyrukluyıldız inişi olarak yer edinebilir.

    Çok küçük bir kozmik cisim olması nedeniyle 67P’nin çekim kuvveti çok zayıf. Bu nedenle Philae yüzeye ilk temas ettiğinde sıçradı. Bu aşamada işleri yoluna koymak için keşif aracının 15 saniye boyunca iticilerini ateşlemesi, ardından da zıpkınları ile yüzeye tutunması gerekiyordu. Ancak ikisi de çalışmadı.

    Sonuç olarak iki kere sıçrayan Philae, Agilkia adı verilen hedefinden sürüklenerek, Abydos adı verilen bir noktada durabildi. Güneş görmeyen bir yerde takılması, bataryalarının sadece üç gün içinde tükenmesine neden oldu.

    Rosetta görevi Philae’yi bulamadan sona erecek derken, aylar süren analizler sonunda küçük kaşifin saklandığı yeri buldu.

    Philae'nin 12 Kasım 2014'te 67P'ye yaklaşması. [ESA/Rosetta/NAVCAM]
    Philae’nin 12 Kasım 2014’te 67P’ye yaklaşması. [ESA/Rosetta/NAVCAM]

    Rosetta’nın 30 Eylül günü 67P’ye çarpmadan önce çektiği son kareler. Artık o bir kuyrukluyıldızın parçası.

    EN COK OKUNANLAR

    İlgili Makaleler