Pazar, Haziran 23, 2024
More

    Gökbilimcilerin bugüne dek keşfettiği rekor sahibi 7 gezegen

    Uzay ve yer teleskopları Evren’in karanlık köşelerinde neredeyse her ay yeni ve ilgi çekici bir keşfe imza atıyor. Gökbilimciler kısa bir süre önce yine ilgi çekici bir keşfe imza attı. Jüpiter devi bir gezegenin, yüzey sıcaklığının birçok yıldızdan bile daha yüksek olduğu tespit edildi.

    Tüm bunları derleyip toplamak adına, ‘en’ sınıfına giren 7 gezegene kısaca göz atalım:

    En sıcak gezegen

    Bildiğimiz gibi bir gezegenin yörünge süresi ne kadar kısa ise bu yıldızına o kadar yakın olduğu anlamına gelir ve gezegendeki yaşam ihtimalini bir o kadar azaltır. Söz konusu KELT-9b olunca, durum daha da hazin verici bir hal alıyor. Durumu özetlemek için bir karşılaştırma yapalım:

    Güneş’e en yakın gezegen olan Merkür’ün yıldızımıza olan mesafesi 57,910,000 kilometre. Merkür’ün gündüzleri yüzey sıcaklığı 430 dereceye ulaşabilirken (yine de Venüs kadar olamıyor), Güneş’in Taç tabakasındaki (yani yüzeyindeki) sıcaklık 5,500 derece civarında geziniyor.

    Yıldızların boyutu ile yüzey sıcaklıkları arasında doğru orantı bulunuyor. KELT-9 yıldızı, Güneş’in yaklaşık 2,5 katı ve yüzey sıcaklığı 10,000 derece. Yıldızına Merkür’den çok daha yakın olan Kelt-9b ise mecazi olarak değil, hakikaten buharlaşıyor. Jüpiter benzeri gaz devinin yörünge süresi sadece 1,5 gün (Merkür’ün 88 gün). Sonuç olarak yüzey sıcaklığı 4,300 dereceye ulaşıyor. Bu sıcaklık, Güneş’ten küçük birçok yıldızın sıcaklığını aşıyor. Eğer Merkür aynı durumda olsaydı, yüzeyi erimiş lav ile kaplı tam bir cehenneme dönecekti.

    KELT-9b hakkında detaylı bilgi isterseniz: http://bit.ly/djx_K2rCiLyJ

    KElt 9b animation ile ilgili görsel sonucu

    En soğuk gezegen

    Mutlak sıfırdan sadece 50 derece daha sıcak olan (-223 derece) OGLE-2005-BLG-390Lb, bugüne dek keşfedilen en soğuk dış gezegen olma özelliğine sahip. Dünya’dan tam 5,5 kat daha büyük olan gezegen, muhtemelen kayalık bir gezegen. Düşük kütleli bir kırmızı cücenin yörüngesinde yer alan OGLE, Güneş Sistemi ile karşılaştırıldığında Mars ile Jüpiter’in arasına denk gelen bir mesafede kalıyor.

    Yıldız Savaşları kataloğuna uyarlandığında ‘Hoth’ olarak da adlandırılan OGLE, buna rağmen yaşam barındırabilecek kadar güçlü bir atmosfere sahip değil. Bunun sebebi, gezegendeki mevcut gazların büyük kısmının katı halde olması. Yüzeyin karla kaplı olduğunu da not düşelim.

    OGLE. [ESO, CC BY-SA]

    En büyük gezegen

    Eğer bir gezegen bir yıldız kadar sıcak olabiliyorsa, ikisini birbirinden farklı kılan ne? Cevabı şu şekilde: Yıldızlar gezegenlerden çok daha büyük gök cisimlerini temsil ediyor ve enerjilerini çekirdeklerindeki dev çekim güçleri ile tetiklenen nükleer füzyondan alıyorlar. Güneş’in de dahil olduğu birçok yıldız, nükleer füzyon sürecinde çekirdeklerindeki hidrojeni helyuma dönüştürüyor. Kahverengi cüce adı verilen yıldızlar ise nükleer füzyon kapasitesine sahip olsa da sürdürülebilir kılamıyor.

    DENIS-P J082303.1-491201 b, nam-ı diğer 2MASS J08230313-4912012 b, Jüpiter’den tam 28,5 kat büyük bir gezegen. Büyüklüğü kadar uzun ve okuması imkansız isimler verilmiş olması, NASA’ın dış gezegenler kataloğundaki en büyük gök cismi olmasından kaynaklanıyor olabilir. Kısaca DENIS-P veya 2MASS o kadar büyük ki, halen bir gezegen mi yoksa kahverengi cüce mi olup olmadığı tartışma konusu. İşin ilginç tarafı, yörüngesinde yer aldığı yıldızın da bir kahverengi cüce olması.

    2MASS. [NASA]

    En küçük gezegen

    Ay’dan biraz daha büyük ve Merkür’den az daha küçük olan Kepler-37b, bugüne dek keşfedilen en küçük dış gezegen. Kayalık bir gezegen olan Kepler-37b, yıldızına Merkür’ün Güneş’e olduğundan daha yakın. Bu da küçük talihsiz kaya parçasının yaşam barındırmak için fazla sıcak olduğu anlamına geliyor. Muhtemelen, Kepler 37 sistemini oluşturan materyallerin oluşturduğu en küçük parça olarak ortaya çıktı.

    Kepler-37b. [NASA]

    En yaşlı gezegen

    PSR B1620-26 b, Büyük Patlama’dan sonra oluştuğu tespit edilen ilk gezegen. Tam 12,7 milyar yıl yaşında. Jüpiter’den 2,5 kat daha büyük olan PSR B1620-26 b, 13.8 milyar yaşındaki Evren’den sadece bir milyar yıl daha genç. Edebiyete uzanan ermiş PSR B1620-26 b, biribirinin yörüngesinde gezinen iki yıldızın yörüngesinde yer alıyor. Uzun ömrü, çift yıldız sistemini aydınlatan her iki gök cisminin ölümünü görmeye yetmiş. Şu an iki yıldızdan biri nötron yıldızına, diğeri de beyaz cüceye dönüşmüş durumda. PSR B1620-26 b o kadar yaşlı ki, astronomlar yaşamın evrim geçirmesi gerekli olan karbon ve oksijen gibi ağır elementlerin çoktan tükendiğini düşünüyor. Bugün dev gezegende geride kalan, Evren’in ilk zamanlarına dek uzanan bir gizem.

    En yaşlı gezegene ait çizim. [NASA and G. Bacon (STScI)]

    En genç gezegen

    Her gün tahminen milyonlarca yıldızın doğumuna tanık olan Evren, aynı zamanda tespit edilmeyi bekleyen milyarlarca gezegen saklıyor. Bir tanesi, bugüne dek keşfedilen en genç gök cisimlerinden biri olma özelliğine sahip. K2-33b (Kepler-33b), Haziran 2016’da yayımlanan Nature makalesine göre 5 ile 10 milyon yıl yaşındaki bir yıldızın yörüngesinde yer alıyor. En genç gezegen unvanını almasının sebebi, oluşumunu tamamlamış olması. Yıldızına Merkür’ün Güneş’e olan mesafesinden 10 kat daha yakın olan K2-33b, bu nedenle yaşama imkan vermesi çok düşük bir yer.

    Aynı makalede keşfi açıklanan bir diğer gezegen olan V830 Tauri, Dünya’dan 430 ışık yılı ötede, sadece 2 milyon yıl yaşındaki bir yıldızın yörüngesinde yer alıyor. V830 Tauri’nin yörüngesinde yer aldığı yıldız Güneş ile aynı kütleye sahip ancak çapı yıldızımızın iki katı. Kısaca, yeni oluşmakta olan sistemin henüz şekillenmekte olan yıldızını temsil ediyor.

    Jüpiter’in 3/4’ü büyüklüğünde olan V830 Tauri, halen önüne çıkan asteroid ve kuyrukluyıldızları yutmakla meşgul. Büyümeye devam eden gezegen, kaosun sürdüğü bir ortamda yer alıyor. En genç gezegen unvanını almaması, henüz oluşum sürecini tamamlamamış olmasından kaynaklanıyor. Geçmişte yıldızından daha uzak olduğu ve zamanla ona sokulduğu düşünülen gezegenin önünde birkaç milyon yıl daha var.

    En berbat havaya sahip gezegen

    Listenin sonunda yer alan gezegenden bahsetmeden önce, önemli bir bilginin altını çizmek gerekiyor. Yer ve uzay teleskopları henüz dış gezegenlerin atmosferlerini doğrudan gözlemleyecek teknolojiye sahip değil. Bu yüzden atmosferlerini direkt görebildiğimiz gezegenlerin adresi Güneş Sistemi ile sınırlı. Bu açıdan bakıldığında en berbat havanın kime ait olduğunu tahmin etmek de güç değil.

    Jüpiter’in Dünya’yı rahatlıkla yutacak girdap görünümlü kasırgaları korkutucu gelebilir. Ancak şüphesiz en korkutucu hava, Güneş Sistemi’nin cehennemi Venüs’e ait. Atmosfer, Venüs’ün kendi eksenindeki hareketine kıyasla çok daha hızlı hareket ediyor. Saatte 360 kilometreye ulaşan rüzgarlar, her iki kutup noktasındaki iki göze sahip (hortumların sessiz ve hareketsiz merkez noktası) hortumlarla destekleniyor. Atmosferi Dünya’dan 100 kat daha kalın olan Venüs, yaşama imkan veren değil, yaşamı boğan bir doğal örtüye sahip. Bu örtünün yüzde 95’i CO2’den oluşuyor. Ortaya çıkan cehennem benzeri sera etkisi yüzey sıcaklığını 463 dereceye kadar çıkarıyor. Sülfirik asit yağmurlarıyla ölümcül hal alan gezegen, aşırı sıcak olmasından dolayı Dünya’ya nazaran daha az yanardağına sahip. Venüs hakkındaki ilginç bilgiler listesinin tepesinde ise geçmişi yer alıyor.

    [ISAS/JAXA]
    İlginizi çekebilir: Yıldız Savaşları evrenindeki gezegenlerden hangileri gerçek olabilir?

    EN COK OKUNANLAR

    İlgili Makaleler