Pazartesi, Haziran 24, 2024
More

    Samanyolu Galaksisi’nde 60 Dyson Küresi olabilir!

    “Dyson küresi” olarak tanımladığımız ve gelişmiş Dünya dışı medeniyetlerin yıldızlardan enerji çekmek için kullandığını düşündüğümüz devasa yapılar, 2018 yılında yapılan bir gözlem ile astronomi dünyasının gündemi olmuştu.

    KIC 8462852 olarak tanımlanan ve araştırmacısının ismi olan “Boyajian’ın yıldızı” olarak da bilinen bir yıldızın, “uzaylı bir megayapının” adresi olabileceği öne sürülmüştü. Sebebi, yıldızın bilinen gözlemlerin aksine olağandışı bir şekilde parlaklığında değişim göstermesiydi. Arşivimizden bu ilginç astronomik hadiseye dair detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz:

    Her ne kadar süregelen araştırmalar Boyajian yıldızının muhtemelen bir Dyson küresine ev sahipliği yapmadığını gösterse de, bilim insanları için derin uzayın sırlarını çözmeye dair yeni bir motivasyon kaynağı oluştu. İki ayrı bilimsel ekip tarafından yürütülen araştırmalar, galaksimizde incelenmeye aday 60 Dyson küresi adayı olabileceğine işaret etti.

    Yıldızlardan yayılan ışığa bakarak bilim insanları kimyasal bileşimleri, yaşları ve türlerine (kahverengi veya kırmızı cüce gibi) ait çıkarımlar yapabiliyor. Dyson küreleri araştırılırken ise iki bulgu inceleniyor: yapı yıldızın önünden geçerken bakış açımızdan parkaklığın değişkenliği ve megayapıdan yayılıyor olabilen ısı atığı sebebiyle oluşan ek kızılötesi ışık.

    Sorun şu ki, benzer araştırmalardan da anlaşıldığı gibi ek kızılötesi ışınlar kozmik toz, materyal diskleri veya enkaz disklerinin de eseri olabilir.Bu tarz ek kızılötesi ışımaların genç yıldızlara işaret ediyor olabileceği bilinse de, zamanla kozmik enkazın yoğunlaştığı ve gezegenlere veya asteroitlere dönüştükleri biliniyor. Şu ana kadar yapılan araştırmalarda ek kızılötesi ışımalar 10 ile 200 milyon yıl arasındaki yıldızlarda 16 defa tespit edilirken, milyar yıldan daha fazla tek bir yıldızda gözlemlendi. Söz konusu gözlemlerin, kayalık gezegenler ile yaşanan çarpışmalarda oluşan Ekstrem Enkaz Diskleri (EDD) olduğu düşünülüyor.

    arXiv’de yer alan ve henüz bilimsel bir yayında yer almayan iki yeni araştırmadan biri, Dyson küresi adaylarının kayalık gezegen oluşumu ile yakın olduğunu ve kayalık gezegen oluşumuna ait mevcut modellerin, enkaz diskleri oluşturan çarpışmaların ilk 100 milyon içide oluştuğuna işaret ettiğini belirtiyor. Bu sebeple, kayalık gezegen ve enkaz diski oluşumu süreçleri beklenenden daha uzun olabilir.

    Ek kızılötesi ışımalarını inceleyerek, hem nadir kayalık gezegen sistemlerinin oluşumu hem de muhtemel Dyson kürelerinin konumları gözlemlenebilir (fazlasıyla iyimser bir beklenti de olabilir).

    Gerçek şu ki, makine öğrenimi kullanılarak iki araştırma ekibi teorilerinin hiç de boş olmayabileceğini gözler önüne serdi. 4.9 milyon yıldız içeren veri tabanı yapay zeka ile tarandığında, kızılötesi ışınımların olağandan yüksek olduğu 53 gök cismi tespit edildi. Bu gezegenlerin bazı genç iken, diğerleri Dyson küresi ihtimaline daha uygun daha yaşlı gezegenleri temsil ediyor. Yine de, gezegenlerin yaşı ve türleri gibi detaylı bilgilere ulaşılması halinde, Dyson küresi ihtimalinin ne kadar doğru olacağını söylemek mümkün değil.

    İkinci makale ne diyor?

    Monthly Notices of the Royal Astronomical Society dergisinde yayımlanması için kabul edilen ikinci makale, “kısmi Dyson kürelerini” tespit etmeye odaklandı ve 320,000 yıldızın yer aldığı bir kataloğun taranmasının ardından yedi gök cisminde “kaynağı belirsiz orta seviyeli değişken kızılötesi ışın yayılımı” tespit edildi.

    İkinci araştırmadaki ilgi çekici detay, tespit edilen yıldızların Güneş’ten daha küçük M-cüce yıldızları olması. Bu yıldızlar yaşamları boyunca sabit, değişmeyen bir parlaklık sergiliyor ve bu araştırmadaki detay ile çelişiyor.

    Araştırma ekibi, “M-cüce enkaz disklerinin çok nadir olduğunu ve bugüne kadar çok az sayıda tespit edildiklerine” dikkat çekti. Nadir olmalarına yönelik yapılan açıklamalar yaşları ve oluşumları ile ilgili farklı süreçleri içeriyor. Yine de, kesin bir bilgi ortada yok.

    Araştırmada, Dyson küresi adaylarının ısı ve parçalı kızılötesi parlaklıklarının sıcaklıkları 10 ile 100 bin derece arasında değişen tipik enkaz disklerinden farklı olduğu ve düşük parçalı parlaklığa sahip oldukları belirtildi. Yüksek parçalı parlaklığın sıradan enkaz disklerine kıyasla daha çok geç disklerin özelliği olduğu, çeşitlilikteki azlığın ise genç yıldız senaryosu ile uyumlu olmadığı ifade edildi. Araştırmacılar aynı zamanda ek kızılötesi ışıma için birçok doğal açıklama olduğunu ancak M-cüceller için kesin olarak ne olup bittiğini açıklayamadıklarını not düştü.

    Araştırmada öne çıkarılan yedi Dyson küresi adayı bu değerlendirmelerden yola çıkarak parlaklıkları zamanla değişmeyen genç yıldızlar, aşırı parçalı parlaklığı bulunan M-cüceleri veya tamamen başka bir şey olabilir mi?

    Bir diğer göze çarpan detay, iki araştırmada öne sürülen Dyson küresi yıldızların yaşama elverişli bir ortam sunmak adına hem iyi hem de kötü olmaları. Bu yıldızların yaşanabilir kıldığı bölgelerde birçok kayalık gezegen olduğu ancak yıldız ışınlarının uzun dalgaboylarında düşmesinden dolayı fotosentez için çok yeterli olmadıkları ifade edildi.

    Beklendiği gibi araştırmacılar yedi adayın kısmi Dyson küreleri olabileceklerini ancak ek gözlemler yapılmadan bu sonuca ulaşmanın fazlasıyla erken olacağını belirtti.

    Bu araştırmalar onlar ya da yüzyıllar sonra bir sonuç verecek mi yoksa bir sonuç veremeden biz mi yok olacağız, kestirmesi ayrı bir güç soru.

    Ana görsel: Dynamic Wang/Unsplash
    Kaynak: IFLS

    EN COK OKUNANLAR

    İlgili Makaleler